Libya’nın enerji haritasında keşfedilmeyi bekleyen dev potansiyel: Türkiye ile yeni işbirliği dönemi

Akdeniz’in enerji denkleminde Türkiye ile Libya arasında yeni bir dönem başlayabilir. Afrika’nın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesi Libya, henüz ayrıntılı biçimde araştırılmamış geniş kara ve deniz sahalarıyla dikkat çekiyor.

Türkiye ise derin deniz sismik araştırma gemileri ve sondaj filosuyla bu potansiyelin ortaya çıkarılmasında önemli bir ortak olmayı hedefliyor.

Libya Temsilciler Meclisinin 2019 yılında Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylaması, iki ülke arasındaki enerji işbirliğine yönelik beklentileri artırdı.

Libya’daki yetkililer ve uzmanlar, ortak arama ve üretim faaliyetlerinin hem ülkenin enerji kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasına hem de uluslararası yatırımların önünün açılmasına katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.

İki ülkenin enerji alanındaki potansiyeli ve işbirliği imkanları 5 başlıkta öne çıkıyor:

LİBYA’NIN KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN KAYNAKLARI NE KADAR BÜYÜK?

Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) ve uluslararası enerji kuruluşlarının verilerine göre, ülkenin kara ve deniz yetki alanlarının yaklaşık yüzde 70’i henüz kapsamlı sismik tarama ve ayrıntılı arama çalışmalarına konu olmadı. Özellikle deniz sahalarında keşfedilmeyi bekleyen önemli miktarda petrol ve doğal gaz kaynağı bulunduğu tahmin ediliyor.

Libya’nın kanıtlanmış petrol rezervleri 48,4 milyar varil, doğal gaz rezervleri ise yaklaşık 1,5 trilyon metreküp seviyesinde bulunuyor. Bu rezervlerle Afrika’nın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi olan Libya, dünya sıralamasında da ilk 10 içerisinde yer alıyor. Doğal gaz rezervleri bakımından ise dünya genelinde 21’inci sırada bulunuyor.

NOC uzmanları, henüz keşfedilmemiş sahalarda yapılacak sismik araştırmaların olumlu sonuç vermesi halinde Libya’nın toplam petrol potansiyelinin 90 milyar varile ulaşabileceğini değerlendiriyor. Ülkenin keşfedilmemiş doğal gaz kaynaklarının ise mevcut kanıtlanmış rezervlerinin üç katını aşabileceği tahmin ediliyor.

TÜRKİYE’NİN SİSMİK ARAŞTIRMA VE SONDAJ FİLOSU

Türkiye, açık denizlerde petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinde kullandığı gemilerle önemli bir operasyonel kapasiteye ulaştı. Enerji filosunda Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdülhamid Han, Çağrı Bey ve Yıldırım sondaj gemilerinin yanı sıra Barbaros Hayreddin Paşa ve MTA Oruç Reis sismik araştırma gemileri bulunuyor. İlk yüzer doğal gaz üretim platformu Osman Gazi’nin de filoya katılmasıyla enerji filosundaki toplam unsur sayısı 9’a yükseldi.

Sismik araştırma gemileri, deniz tabanının altındaki jeolojik yapıları inceleyerek petrol ve doğal gaz bulunma ihtimali olan bölgelerin belirlenmesini sağlıyor. Yerli imkanlarla inşa edilen MTA Oruç Reis, iki ve üç boyutlu sismik veri toplama kapasitesiyle deniz tabanının altındaki yapıları ayrıntılı biçimde haritalandırabiliyor.

Türkiye’nin sismik araştırma filosunun ilk üyelerinden Barbaros Hayreddin Paşa da geniş alanlarda iki ve üç boyutlu veri toplama kabiliyetiyle Akdeniz ve Karadeniz’de faaliyet gösteriyor. Bu gemilerin elde ettiği veriler, sondaj çalışmalarının hangi bölgelerde ve hangi teknik planlamayla yürütüleceğinin belirlenmesinde kullanılıyor.

TÜRKİYE’NİN SİSMİK ARAŞTIRMALARDAKİ BAŞARILARI NELER?

Türkiye’nin denizlerdeki arama tecrübesinin en önemli sonuçlarından biri, Karadeniz’de gerçekleştirilen doğal gaz keşfi oldu. Barbaros Hayreddin Paşa ve MTA Oruç Reis’in sismik çalışmalarıyla elde edilen veriler, Sakarya Gaz Sahası’ndaki keşif sürecine katkı sağladı. Yeni keşiflerle birlikte sahadaki toplam doğal gaz rezerv miktarı 785 milyar metreküpe ulaştı.

Türk sismik araştırma filosu, uluslararası sulardaki faaliyetleriyle de deneyim kazandı. MTA Oruç Reis, Somali’de gerçekleştirdiği 234 günlük görev kapsamında üç ayrı deniz bloğunda toplam 4 bin 464 kilometrekarelik alanda üç boyutlu sismik veri topladı.

Doğu Akdeniz’in zorlu deniz tabanı koşullarında yürütülen araştırmalar da Türkiye’nin veri toplama, işleme ve analiz kabiliyetini geliştirdi. Bu tecrübenin, Libya gibi geniş ve henüz yeterince araştırılmamış deniz sahalarında yürütülecek faaliyetler açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.

TÜRKİYE İLE LİBYA ARASINDA ENERJİ ALANINDAKİ ANLAŞMALAR

Türkiye ile Libya arasında hidrokarbon alanındaki işbirliğinin hukuki ve teknik çerçevesini oluşturan önemli adımlardan biri, 3 Ekim 2022’de Trablus’ta imzalanan hidrokarbon alanında işbirliği mutabakat zaptı oldu.

Söz konusu mutabakat, Türk ve Libyalı şirketlerin iki ülkenin kara ve deniz yetki alanlarında ortak bilimsel, teknik, arama ve sondaj faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 2022’deki anlaşma, 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı tamamlayıcı nitelik taşıyor.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Libya’da geçmiş yıllardan bu yana petrol arama faaliyetleriyle ilgileniyor. Şirket, Şubat 2026’da Libya’da düzenlenen petrol ve doğal gaz lisansı ihalesinde İspanyol Repsol ve Macar MOL ortaklığıyla C3 kara bloğu ile O7 deniz bloğunda arama hakları kazandı.

ENERJİDE YENİ ORTAKLIKLARIN ÖNÜ AÇILABİLİR Mİ?

Libya Temsilciler Meclisinin 2019 tarihli deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, iki ülke arasında enerji alanındaki işbirliğinin genişletilmesine yönelik beklentileri artırdı. Libyalı yetkililer, Türkiye’nin teknik kapasitesi ve enerji alanındaki tecrübesinin ülkenin keşfedilmemiş kaynaklarının değerlendirilmesinde önemli rol oynayabileceğini belirtiyor.

Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, mutabakatın onaylanmasının Türkiye’ye Libya’daki enerji projeleri bakımından yeni imkanlar sunacağını ifade etti. Türk enerji şirketlerine çağrıda bulunan Koni, Türkiye’nin diğer ülkelerden önce harekete geçmesini beklediklerini belirterek, Türk şirketlerinin petrol ve doğal gazın çıkarılması ve pazarlanması süreçlerinde Libya’nın farklı bölgelerinde yer almasını istediklerini söyledi.

Libya’nın henüz kapsamlı biçimde araştırılmamış hidrokarbon sahaları ile Türkiye’nin sismik araştırma ve sondaj kapasitesi, iki ülke arasında yeni ortak projeler için önemli bir zemin oluşturuyor. İşbirliğinin hayata geçirilmesi halinde arama faaliyetlerinden üretime, teknik yatırımlardan enerji ticaretine kadar uzanan geniş bir alanda ortaklıkların geliştirilmesi bekleniyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

Author: Damla Turan